26 Ocak 2016 Salı

Herhangi bir Ev Herhangi bir Akşam.

Bir akşam, sıradan bir akşamdan beklenecek her şeyi bulabileceğiniz, herhangi bir ülkeye ait herhangi bir toprak parça üzerine yerleşmiş herhangi bir apartmanın sayısını ve sırasını bilmediğimiz bir katında yaşanılan sıradan bir akşamdan beklenen her şey içerisinde yaşayan insanlar tarafından gerçekleştirilmişti.

Bu dairede yaşayan kadın bir cümlesiyle her duyguyu yerli yerine koyacak özel güçlere sahipti. Adam bu yüzden etkilenmişti belki de ondan. İçinde yaşadığı heyecanlar tekrar alevlenmiş, hayattan beklentileri tekrar artmıştı, kalbinin atışını yeniden hissetmesini saymıyorum bile. Bazen durup düşünmeyi unutan adam her seferinde yanındaki kadına bunun için güvendi, hiçte yanılmadı. Şaşırtıcıydı belki onun için ama karşısındaki kadına gerçekten tamamen bırakabilirdi belki kendini. Kim bilir bir gün geminin dümenin paylaşmayı bile göze alabilirdi onunla. O kadar gözü kara sevmiyordu, o kadar ileriye gidebilmeyi her ölçüde kafasında tartabiliyordu sadece. Yani bir cesaret işi değil akıl mantık ve kalbin bir bütünüydü. Ruhuyla seçmişti onu. 

Günlerden bir gün, sıradan ve herhangi bir apartman katında olan bu dairede yaşayan kadın ve adam akşam yemeklerini yemiş, gündelik telaşları bir kenara bırakmış ve usul usul birbirlerine sokulmaktayken kadın durdu.

"Sen artık eskisi gibi heyecanlı değilsin sanki?"

Aslında bu cümle tüm hikayeleri berbat edebilecek güce sahipti adam için. Çünkü bunu sevgisizliğe yormuştu, halbuki o mutlu olsun diye yapamayacağı şey yoktu. Koymuştu kafasına kanının son damlasına kadar savaşmayı fakat şimdi bu cümle nereden çıkıp gelmişti karşısına?

Tüm bunların hüsranı içinde yutkunup ağzından tek bir kelimelik soru çıkıverdi.

"Nasıl yani?" 

Biraz durup düşündü adam, sakince bakıp doğruyu görmesi gerekiyordu. Cümleden anladıkları, adamın kahramanı olan bu kadının söyleyebileceği bir cümle olarak gelmiyordu kulağına. Biraz zaman geçip gerçekten dinlediğinde anladı ve son birkaç gündür ona bakmadığını hatırladı. Bunun için pişman olabilir ve kendine kızabilirdi. Yapmadı. Yapması gereken bunu hatırlamak ve hiç unutmamaktı. Hayatlarında ki tüm engellerin ve zorlukların karşısında durup el ele vereceklerdi. İstedikleri ve bekledikleri buydu. Bu zorluklara takılıp düştüklerinde birbirlerine sarılacaklardı. İlk ve son gün. Adam hatırladı, tekrar ve tekrar. 
Daha sonra kadınına döndü baktı. Tekrar ve tekrar.


14 Ocak 2016 Perşembe

Sanki..

İnce uzun orman yolunun çıktığı yeri merak ettikleri için gidiyorlardı Kostarika Rika'nın ucuz bucaksız oman denizinde. Merak ettikleri her şeyi yapmak istiyorlardı beraber bu yüzden çıkmışlardı yola. Bir tutarsam elini bırakmam ama. Diye idamlara konu olan bir maceraya uzanan bir durumdalardı. Hem çok farklı iki dünya hem tamamen aynı renkte bir tablo.
Yollar yıllar önce aldıkları kararları uyguladıkça daha özgür hissediyorlar. Geçtikleri 23 ncü ülkede özlem duydukları tüm diğer kararlarına sahip çıkmak için döndüler. Döndüklerinde hissettikleri ve yaptıkları herşey sırtlarını dayadıkları tekerlekler üzerinde olan evleri, karavanlarıydı.

Baktığında hayatı gören,mutluluğu tatmış iki insanın sakinliğiyle kapadılar gözlerini hayal edip karar verecekleri bir maceranın rüyasına

10 Ocak 2016 Pazar

Vakit - Ömür

Ben!

Tanrı’nın yalnız çocuklarından biriyim sadece!
Ben, tanrı’nın unutulmuş topraklarına bir başına bırakılmış bir canlıyım.

Susuz, şaşırmış.

Neden terk edildiğini anlamak için ömür tüketmiş olanların arasında gezinen bedenimden ayrılan ruhumun her bir parçasına doldurduğum anıların acısını en derininde yaşayan ben. Sana dokunmak için nice yalnızlıkları aştım. Nice suskunluk denizini geçtim.

Sarhoş olabilmekten başka bir meziyet gösteremeyen varlığımı silmek için dünya üzerinden çaba gösterdiğim bir zamanda girdi kanıma zehrin. Sevmek yeniden anlam ifade etmesin diye anlamsız ve birbirini ardı sıra izleyen cümlelerimle doldururken içimi çıkagelen aydınlığına kıstıysam gözlerimi mazur gör, unutmuş böyle parlaklığı gözlerim,ruhum.

Tam da silinip giderken insanlığımın son izleri, bir adım ileride kaybedecekken tamamen, zarların ne geldiğine bakmaya bile dermanım yokken ve tüm bunlara hazırken ben, senin gelmiş olman Tanrı’nın en güzel varlığını ispat etme yoluydu beklide.
Bazı cümleler en içine kadar işler. Sen kuramazsın o cümleleri, bir anda gelir ve kaybolmaz. Siner içine, hayallerine;

“Vakit seninle böyle geçiyorsa sevgilim, ömür dediğinde geçer.”


Kapı açık giriver ardından kapat kitle. Soğuk girmesin içeri.