Bu dairede yaşayan kadın bir cümlesiyle her duyguyu yerli yerine koyacak özel güçlere sahipti. Adam bu yüzden etkilenmişti belki de ondan. İçinde yaşadığı heyecanlar tekrar alevlenmiş, hayattan beklentileri tekrar artmıştı, kalbinin atışını yeniden hissetmesini saymıyorum bile. Bazen durup düşünmeyi unutan adam her seferinde yanındaki kadına bunun için güvendi, hiçte yanılmadı. Şaşırtıcıydı belki onun için ama karşısındaki kadına gerçekten tamamen bırakabilirdi belki kendini. Kim bilir bir gün geminin dümenin paylaşmayı bile göze alabilirdi onunla. O kadar gözü kara sevmiyordu, o kadar ileriye gidebilmeyi her ölçüde kafasında tartabiliyordu sadece. Yani bir cesaret işi değil akıl mantık ve kalbin bir bütünüydü. Ruhuyla seçmişti onu.
Günlerden bir gün, sıradan ve herhangi bir apartman katında olan bu dairede yaşayan kadın ve adam akşam yemeklerini yemiş, gündelik telaşları bir kenara bırakmış ve usul usul birbirlerine sokulmaktayken kadın durdu.
"Sen artık eskisi gibi heyecanlı değilsin sanki?"
Aslında bu cümle tüm hikayeleri berbat edebilecek güce sahipti adam için. Çünkü bunu sevgisizliğe yormuştu, halbuki o mutlu olsun diye yapamayacağı şey yoktu. Koymuştu kafasına kanının son damlasına kadar savaşmayı fakat şimdi bu cümle nereden çıkıp gelmişti karşısına?
Tüm bunların hüsranı içinde yutkunup ağzından tek bir kelimelik soru çıkıverdi.
"Nasıl yani?"
Biraz durup düşündü adam, sakince bakıp doğruyu görmesi gerekiyordu. Cümleden anladıkları, adamın kahramanı olan bu kadının söyleyebileceği bir cümle olarak gelmiyordu kulağına. Biraz zaman geçip gerçekten dinlediğinde anladı ve son birkaç gündür ona bakmadığını hatırladı. Bunun için pişman olabilir ve kendine kızabilirdi. Yapmadı. Yapması gereken bunu hatırlamak ve hiç unutmamaktı. Hayatlarında ki tüm engellerin ve zorlukların karşısında durup el ele vereceklerdi. İstedikleri ve bekledikleri buydu. Bu zorluklara takılıp düştüklerinde birbirlerine sarılacaklardı. İlk ve son gün. Adam hatırladı, tekrar ve tekrar.
Daha sonra kadınına döndü baktı. Tekrar ve tekrar.